MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI GENELGESİNE DAİR
Etkin Çocuk Psikiyatristleri İnisiyatifi
2/28/2026


Türkiye’de son yıllarda dini içerik ve pratiklerin, “değerler eğitimi”, “kültürel etkinlik” veya “manevi gelişim” başlıkları altında okul yaşamına daha görünür biçimde dâhil edilmesi, çocukların ruhsal gelişimi ve psikolojik güvenliği açısından değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Çocuklar, okul tarafından sunulan uygulamaları çoğu zaman “doğru”, “meşru” ve “herkes için geçerli” normlar olarak algılama eğilimindedir.
Okullarda dini pratiklerin etkinlik adı altında uygulanması; çocuklar tarafından öğretmen otoritesi, akran kabulü gibi sosyal motifler devreye girerek bir baskı unsuru olarak yaşantılanabilir.
Çocukların kabul görmeyle ilgili kaygılar, kendini saklama, okula aidiyette zayıflama ve okul isteksizliği, sosyal içe çekilme, depresyon ve kaygı belirtileri gibi değişen şiddette pek çok sorun yaşamasına neden olabilir.
Öte yandan biliyoruz ki, kapsayıcı ve çok sesli ortamlarda yetişen çocukların, etik ilkeleri ile empati duyma ve farklı görüşlere karşı açık olma becerileri daha iyi gelişmektedir.
Böylece çocukların bulunduğu topluma ait olma duygusu, psikolojik dayanıklılığı, özdeğer duygusu ve sosyal uyum becerileri daha sağlam ve esnek bir zeminde güçlenir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda laiklik ilkesi, devletin dinler karşısındaki tarafsızlığı olarak tanımlanır.
Bu ilke, çocuğun henüz tamamlanmamış olan inanç, kimlik ve değer sistemi korunarak daha sağlıklı bir ruhsal gelişim geçirmesini mümkün kılarak koruyucu ruh sağlığı politikası değeri taşır.
Bu nedenlerle okullardaki uygulamaların çocukların gelişimsel ihtiyaçları gözetilerek ele alınması gerektiğini hatırlatıyor, kamuoyunda endişe yaratan bu uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.
